Matematik, öğrencilerin büyük bir kısmı için sadece bir ders değildir. Matematik, çoğu zaman korkunun, başarısızlık hissinin ve özgüven kaybının adı haline gelmiştir. Daha ilkokul yıllarında başlayan “yapamıyorum” düşüncesi, zamanla kalın bir duvara dönüşür. Bu duvar büyür, sertleşir ve lise yıllarına gelindiğinde artık matematikle araya ciddi bir mesafe girer. Oysa kimsenin yüksek sesle söylemediği bir gerçek vardır:
Matematiği sevmek zorunda değilsin. Sadece onunla anlaşman yeterlidir.
Eğitim Sisteminde Matematik Sevgisi
Eğitim sistemi uzun yıllardır matematiği bir sevgi meselesi gibi sunar. “Seversen yaparsın” denir. “Matematik kafası olan yapar” denir. Bu söylemler masum gibi görünür ama öğrencinin zihninde tehlikeli bir algı oluşturur. Sevmiyorsan demek ki yapamazsın. Yapamıyorsan demek ki sorun sensin. İşte bu noktada matematik, bir ders olmaktan çıkar, kişisel bir yargıya dönüşür.
Oysa matematik, duygusal bir ilişki değildir. Matematik, kuralları olan bir sistemdir. Net, açık ve sabittir. Kim olduğunla, ne hissettiğinle, derse karşı ne kadar duygusal olduğunla ilgilenmez. Matematik sadece şunu ister:
Sabır, tekrar ve doğru yöntem.
Matematikte Zorlanmak, Zekasız Olduğunu mu Gösterir?
Bir öğrencinin matematikte zorlanması, onun zekâsız olduğunu göstermez. Bu cümleyi net koyalım. Matematikte zorlanan bir öğrenci, büyük ihtimalle yanlış yöntemlerle tanışmıştır. Ya çok hızlı anlatılmıştır, ya temeli eksiktir, ya da yanlış karşılaştırmalara maruz kalmıştır. “Bak Ayşe çözdü sen niye çözemedin?” gibi cümleler, matematiği öğretmez. Sadece korkuyu büyütür.
Matematikle anlaşmak, her soruyu doğru yapmak demek değildir. Bu çok önemli bir nokta. Matematikle anlaşmak, “Ben bu soruyu şu an yapamıyorum ama neden yapamadığımı anlayabilirim” diyebilmektir. İşte bu zihniyet değiştiği anda, matematik düşman olmaktan çıkar. Ulaşılması zor ama mantıklı bir hedef haline gelir.
Birçok öğrenci matematikte başarısız olduğunu düşünürken aslında tek bir problem yaşar: Temel eksikliği. Matematik üst üste binen bir yapıdır. Temel sağlam değilse, üst katlar sallanır. Ama burada suç öğrencide değildir. Kimse sana temeli doğru şekilde öğretmediyse, bu senin hatan değildir. Önemli olan şudur: Temel sonradan da yapılır. Matematikte “çok geç” diye bir şey yoktur.
Matematik ile Barışmaya Var mısın?
Matematikle barışmak için ilk adım, kendinle kavga etmeyi bırakmaktır. Herkes aynı hızda öğrenmez. Bazıları bir konuyu bir derste kavrar, bazıları üç derste. Bu fark seni değersiz yapmaz. Sadece öğrenme stilinin farklı olduğunu gösterir. Eğitim sistemi bunu kabul etmese de gerçek budur.
İkinci önemli nokta, mükemmeliyetçilikten vazgeçmektir. Bir soruyu yanlış yapmak, başarısızlık değildir. Yanlış yapmak, öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Matematikte ilerleyen öğrencilerin ortak noktası şudur:
Yanlıştan korkmazlar. Yanlışı analiz ederler. Nerede koptuklarını bulurlar. Ve devam ederler.
Matematikle anlaşmanın bir diğer yolu da, onu hayattan kopuk bir ders olarak görmemektir. Matematik sadece sayılar değildir. Matematik düşünme biçimidir. Parçalamaktır. Analiz etmektir. Sabırdır. Bir problemi küçük adımlara bölüp çözmektir. Bu beceriler sadece sınavda değil, hayatın her alanında işe yarar.
Matematik Her Yerde
Bir sınava hazırlanırken yapılan plan da matematiktir. Günleri bölmek, konuları ayırmak, zamanı yönetmek matematiksel düşünmedir. Bir bütçe yaparken, bir yol planı çıkarırken, hatta bir hedef belirlerken bile matematik vardır. Matematikten kaçtığını sanan birçok insan, aslında onu farkında olmadan kullanır.
Öğrenciler genellikle matematikte başarılı olanları “zeki” olarak etiketler. Oysa çoğu zaman görünen başarı, görünmeyen emeğin sonucudur. Kimse saatlerce çözülen soruları, defalarca yapılan yanlışları anlatmaz. Sadece sonucu görürüz. Bu da yanlış bir karşılaştırma yaratır.
Matematikte Motivasyon
Matematikte motivasyon, dışarıdan gelen gazla değil, içeriden gelen güvenle oluşur. Küçük başarılar çok değerlidir. İlk defa bir konuyu gerçekten anladığını hissettiğin an, matematikle ilişkin değişmeye başlar. O an, “Ben yapabiliyorum” dediğin andır. Bu cümle bir kez kuruldu mu, gerisi gelir.
Şunu kabul edelim: Matematik her zaman kolay olmayacak. Zorlandığın anlar olacak. Bırakmak isteyeceksin. Ama işte tam o anlar, gelişimin başladığı anlardır. Çünkü matematik, sabrı öğretir. Ve sabır, hayatta en çok işe yarayan becerilerden biridir.
Matematikle anlaşmak, ona teslim olmak değildir. Matematikle anlaşmak, onun kurallarını kabul edip kendi yolunu bulmaktır. Kendi hızında, kendi yöntemlerinle, kendi sınırlarını tanıyarak…
SON OLARAK
Sonuç olarak şunu söylemek gerekir: Matematik bir sevgi sınavı değildir. Bir zekâ testi hiç değildir. Matematik bir süreçtir. Bu süreçte düşersin, kalkarsın, yanlış yaparsın, öğrenirsin. Sevmek zorunda değilsin. Ama kavga etmene de gerek yok.
Matematikle anlaş. Mesafeni koru. Sabırlı ol. Ve devam et.
Çünkü matematikte kazandığın en büyük şey netler değil, kendine duyduğun güvendir.
Matematiği sevmek zorunda değilsin. Ama onunla barışırsan, hayat biraz daha kolaylaşır.
